14 Şubat 2012 Salı

İşgal altında kalbim

İşgal altında kalbim

Çıkıp gitmek istersiniz bir gün, içinizdeki kayıp çocuğun güleç yüzünü yeniden bulabilmek umuduyla. Yüreğinizin götürdüğü yerdir gidilecek olan ve bu şehrin tek bir ortak adı vardır tüm ülkelerde: "Sevdanın şehri."

Hayatın  darbelerinden kalan izlerle kaçıp kurtulduğunuz şehirdir sevda şehri. Şaşırtmış, hırpalamıştır, itip kakmıştır sizi hayat.
Huzurlu bir kalbe sığınıp bir nefesle onarılmaya başlamıştır yaralar.
Uyur, uyanırsın, ‘’ Rüya mıydı?’’ dersin. Rüyalarını kaybetmek istemezsin.

Bu ortak şehre farklı yollardan gidilir. Farklı  adresler aranır, kapılar çalınır, bazen evde yoktur kimse, kapı açılmaz, bazen aralık bırakılmıştır kapı, sormadan girilir. Çekingen bir konuk gibi hissedersiniz önceleri, sonra yerleşirsiniz. Yadırgarsınız biraz. İklimi farklı, güneşi farklı gelir…

-‘’ Nerde kaldın, çok bekledim.’’ der karşılayan sizi,
Beklendiğiniz kadar beklemişsinizdir siz de.

- ‘’Seni benim kadar kimse sevmemiştir…’’ der  karşınızdaki,
Her seven kendi sevgisinin üstünlüğünü göstermeye çabalar.

- ‘’Yok, hayır. Ben daha çok sevdim.’’ dersiniz iç sesinizi yükselterek.
Hani çocuklara sorulur ne kadar seviyorsun diye:
Taaa.... bu kadar derler ya...
İşte ben seni taaaa… içime sığmayacak kadar sevdim.
Her nefes aldıkça çıkıp azalmandan korkacak kadar çok...
İşin özü, sevdim işte.
Sadece sevdim...

Seni seviyorum,
söylediğimden çok,
yarından az,
dünden fazla,
yüreğine sor beni
işgal altında kalbim...


Sevgi anlatılamaz, tıpkı kardeşi mutluluk gibi. Duyduğun sestir sevgi, baktığın yüzdür. Mutluluk saklanmaz. Gözlerinin içidir mutluluk, atan kalbindir, uçup giden uykularındır.

Yazıyorum seni,
yazıyorum sana,
Harfler yetmiyor
sevgimi anlatmaya…
Buğusu üstünde,
taze demli bir aşk gibisin
sevda soframda.
( Sevdiğime...
Kalbini açan, kapımı aralayan, belki tam vaktinde gelen,  loş koridorlarımı aydınlatan adama ithafen... Aşkla…)

M.Özdaş
14.02.2012