7 Mayıs 2012 Pazartesi

Kaç yaşında olduğunu bilmeseydin kaç yaşında olurdun?



Sizleri düşünmeye itecek, hayattaki mevcut yerinizi ve aslında olmak istediğiniz yeri sorgulatabilecek, üzerinde düşünülecek 50 soru var aşağıda.
“Hayatın anlamı nedir?” sorusu gibi klişe olmasalar da, aslında bize hayatın anlamını sorgulatan, yaşamla ilgili cevapları bulduran sorular bunlar. Hepsini kendinize göre dürüstçe cevaplayın, hatta dilerseniz bizimle paylaşın, çekinmeyin! Bu soruların cevapları ne olursa olsun doğru ya da yanlış değil.
Çünkü bazen doğru soruyu sormak cevabın kendisidir…
Kendimce cevaplandırmak istedim bu soruları ve sizlerle paylaşıyorum. İç sesimi klavye aracılığı ile buraya aktardım.Dilerseniz sizler de kendi iç sesinizi paylaşın benimle.
Evet, bazen doğru soruyu sormak cevabın kendisidir…Ben de yaşamı sorgulayıp cevaplar verdim kendime.
  1. Kaç yaşında olduğunu bilmeseydin kaç yaşında olurdun?
Beş yaşında bir çocuk olurdum sanırım. Yüzünde o tarifi imkansız masum ifade ile meraklı bakışlar ve tatlı gülüşüyle, yaramazlık da yapsa kimsenin kızmaya kıyamadığı 5 yaşında bir çocuk.

  1. Başaramamak mı daha zor yoksa hiç denememek mi?Denememek daha zor.
Her deneme sonucunda tam olarak başaramasan da gücünün sınırını, eksiğini, sabrını öğrenir insan.Belki biraz moladan sonra daha sakin ve kararlı biçimde yeniden başlar.

  1. Madem hayat çok kısa, öyleyse neden hoşlanmadığımız bir çok şey yapıyoruz ve neden hoşlandığımız pek çok şeyi yapmıyoruz?
Doğuşumuzdan itibaren hep bir başkasının denetimindeyiz. Artık büyüdün, haydi işte önünde uzanıp gidiyor madde madde hayat dediklerinde birkaç maddeden sonra tıkanıp kalırız. Başkalarını mutlu etmemiz, akıllı uslu, terbiyeli olmamız vb. öğretilegelmiştir her birimize. hoşlanmasak da bizden bekleneni yapmalıyızdır öğretilere göre. Yapmadığımızda bize verilen sevginin, desteğin çekileceğini denemiş görmüşüzdür. Bu yüzdendir ki pek azımız “ hayır” diyebilecek gücü kazanmışızdır zaman içinde.
  1. Herşey söylenip yapıldığında, yaptığından daha çok söylemiş mi olacaksın?
Hayır, aslolan sonuçtur. Söylenen  yada öngörülen pek çok şeyden çok daha farklıdır yaptıklarınızın sonucu.

  1. Dünyada en çok değiştirmek istediğin şey nedir?Eşitsizlikler... 
          1. Yaşamı zorlaştıran her şey...

  1. Eğer para yerine mutlulukla geçiniyor olsaydık, nasıl bir iş seni en zengin insan yapardı?
        1. Bulunduğum ortama huzur ve aydınlık verdiğim söylenir. Morali bozuk bir insana söylediğim tek bir söz çoğu kez onun gülümsemesine, az da olsa dağılmasına neden oluyor. Ben bir psikoterapist olabilirdim. Veya bir çocukla birlikte oynayıp onunla birlikte şen kahkahalar atabilirdim.Karşılaştığınız bir insana içten bir gülümseme ile selam vermek o kişinin belki de gününün tek iyi şeyidir. İnsanlara yalnız olmadıklarını ve onu anlayan biri olduğumu gösterecek bir işle onları mutlu edip “ en zengin “ değil belki ama yine de “zengin” olabilirdim.
  1. İnandığın işi mi yapıyorsun, yoksa yaptığın işe razı mı oluyorsun?
Yaptığım işi seçmeden önce farklı isteklerim vardı ama işimi yapmaya başladıktan sonra bu işi severek yapıyor olduğumu da gördüm.Birçok kişi içinde bulunduğumuz yıllarda KPSS sınavlarına bağlamıştır umutlarını. Üniversiteui bitirmişsindir, belki de bunu yapman  kolay olmamıştır, sonuçta yine seni bir sınav bekemektedir.Bu  yaşamak zorunda olduğumuz bir kaos ve çelişkidir.
  1. Ortalama insan ömrü 40 yıl olsaydı, hayatta neleri farklı yaşardın?Bunu cevaplamak çok güç. Şu ana dek yaşadıklarımızın hangisi tamamen bizim elimizdeydi. Yaşam tesadüf gibi görünen bizim önceden hazırlanmış planlarımızsa eğer? Bu durumda kim ne diyebilir ki? Kaç yıl yaşadığın değil yaşamının hangi çağında ne yaşadığın daha önemlidir bence. Bir kısa ana sığabilen öyle bir duygu yaşarsın ki etkisinden bir ömür kurtulamazsın.
  1. Hayatının çizdiği yolu gerçek anlamda ne dereceye kadar kontrol edebildin?Edemedim ki... bu kadar kısa ve net bir cevap...
  1. İşleri doğru yapmak mı senin için daha önemli, yoksa doğru işleri yapmak mı?Doğru işleri doğru yapmak en güzeli...
  1. Saygı duyduğun ve özendiğin 3 kişi ile öğle yemeği yiyorsun. Hepsi birden, sizin yakın bir arkadaşınız olduğunu bilmeden, o arkadaşınızı eleştirmeye başlıyor. Bu eleştiri tatsız ve haksız. Ne yaparsın?
Hepsi birden eleştiride bulunuyorsa belki de tanıyor zannettiğim o kişinin tanımadığım başka yönleri de olabileceğini düşünerek önce dinlerim. “Haksız” mı değil mi bunu tam olarak anlamak asla mümkün değildir bence. Madalyonun iki yüzü olduğu gibi insnaların da iki hatta daha fazla yüzü de olabileceğini bilecek yaştayım. Dinlerim ama böyle bir eleştiri ya da sohbete müdahil olmam ama arada bazı ufak sorularla aklımdan geçen sorulara cevap bulmaya yapbozun parçalarını yerine oturtmaya çalışırım. Yakın arkadaş her zaman tam olarak her şeyini bildiğimiz arkadaşımız olmayabilir ne yazık ki.
  1. Yeni doğan bir çocuğa sadece tek bir tavsiyede bulunabilecek olsaydın bu ne olurdu?Hayat hiç de kolay değil, asla seni hiçbir şey şaşırtmasın, her şey yaşanılabiliyor çocuğum.
  1. Sevdiğin birisini kurtarmak için kanunları çiğner miydin?
Evet ama öncesinde mutlaka daha farklı yolları da denerdim. Çok büyük, göz ardı edilemeyecek bir durum ise yaşanan hayır çiğnemezdim.
  1. Hiç daha önce çılgınlık gördüğün yerde, daha sonra yaratıcılık ile karşılaştın mı?
Hayır ama bunun çok mümkün olabileceğini biliyorum. Çılgınlık denilen şey size göre olmayan şeylerin toplamıdır belki de yapmak isteyip de yapamadıklarınız da  bu çılgınlığın içine dahildir.
  1. Çoğu insandan farklı yaptığını bildiğin birşey nedir?
Kişilere yaklaşım. Zoru kolay etme, aynı işi daha kolay ve kısa zamanda yapma.
  1. Nasıl olur da seni mutlu eden şeyler herkesi mutlu etmez?
Hayattan beklediklerimiz, istediklerimiz aynı bile olsaydı aynı şey her birimizi mutlu etmezdi yine de.Ağrı algılama eşiğinin herkeste farklı olması gibi bir şey bu ya da beklediğimiz her neyse o gelinceye kadar içimizde, hayatımızda o şeyin ya da kişinin eksikliğinin oluşturduğu boşluk her birimizde farklı olduğundan beni mutlu eden şey bir başkasını mutlu etmeyebilir. Mutluluk bazen anlaşıldığınızı bilmek, hissetmektir. Bazen  içten bir dokunuş veya gülümsemedir. İlkokul çağlarında atılır bunun temelleri. Bir sınavdan 9 almışsındır, etrafındakilerin  senden 10 beklemeleri ve neden alamadığını sormaları ile başlar yetersizlik duygusu. Bir folklör müsabakasında kazanamayan takımın üyelerinden bazılarının oturup hüngür hüngür ağlaması da böyledir. Daha.. daha... daha fazlası. Elimizde o an her ne varsa onunla mutlu olmaya belki fırsat bile bırakılmamıştır. Hayatımızdaki kıyaslamalar, kısıtlamalar sonucunda sahip olduklarımızla mutlu olamamaya başlamışızdır artık.
  1. Gerçekten yapmak isteyip de yapmadığın o şey nedir? Seni ne / kim tutuyor?
..... Bu cevap bende saklı kalacak. Şu kadarını söyleyebilirim sadece, beni bazen içinde bulunduğım aile ve şartlar bazen de içgüdülerim tutuyor, engel oluyordu.Tam her şey olabilir dediğim anlarda bile içimdeki cevaplayamadığım sorular yavaşlatıyordu.Ya ben haklıysam! işte bu...
  1. Bırakman gereken birşeye hala sarılıyor musun?
Evet... peki neden? o boşluğun yerine ne koyacağımı bilememek belki ya da tam olarak dolamayacağını bilmek, hissetmek...
  1. Şu an yaşadığın şehir veya ülke harici başka bir ülkeye taşınman gerekseydi bu neresi olurdu ve neden?
Çok soğuk bir ülke olmazdı sanırım. İnsana daha çok değer verilen bir ülke olurdu. İsviçre olabilirdi... Kendi yaşadığım şehrin dışında ama kendi ülkemde bir şehir deseydim, İstanbul olurdu bu şehir. Rüya gibi bir şehir olduğu ama bundan daha da önemlisi, içinde  benim için çarpan bir  kalp olduğu için gitmeliydim...
  1. Asansörün düğmesine birden fazla kez basıyor musun? Bunun gerçekten asansörün daha hızlı hareket etmesini sağladığına inanıyor musun?
Hayır. Düzgün bir şekilde o düğmeye basıyorsan zaten harekete geçilecektir. Komutu bir kez vermek yeter, nereye gideceği planlanmıştır. sen başlatıcısındır.
  1. Endişeli bir dahi olmayı mı yoksa mutlu bir cahil olmayı mı tercih ederdin?
Delilik ve dahiliğin çok ince bir sınırı olduğu bilinmektedir. Endişe hayattan çalmak demektir, işte bu yüzden mutlu bir cahil olmak tercihim olurdu. Bunu çok kez düşünmüşümdür.
  1. Sen neden sensin?
Doğumumdan itibaren yaşadıklarımı, gördüklerimi, duyduklarımı, başarılarımı, başarısızlıklarımı, umutlarımı, hayallerimi ve daha pek çok şeyi doğru ve tam olarak sadece ben kaydettiğim ve her an bende oldukları için ben benim. Genetiğim ve aklım beni ben yaptığı için ben benim.
  1. Arkadaşın olmasını istediğin birisi gibi bir arkadaş oldun mu?
Evet... ayrıntıya gerek yok bu konuda...
  1. İyi bir arkadaşının uzağa taşınması mı yoksa hemen dibinde oturan arkadaşınla bağlantının kesilmesi mi daha kötü?
İkincisi daha kötü. Bir süre önceye kadar neler paylaştığını, nelere birlikte duygulanıp nelere güldüğünü, ne konularda benzeri hayaller kurduğunu yakınındaki kişiye her rastladığında yeniden hatırlarsın ve bu can yakıcı, can sıkıcıdır.
  1. En çok ne için minnettarsın?
Kime minnettarlık? Tanrı’ya mı, bir kişiye mi? Tanrı’ma minnettarım, bana sahip olduğum aklı ve sağlığı bahşettiği için,  ama bir o kadar da kırgınım hâlâ eksiklerle dolu olduğum, hâlâ beklediklerim gerçekleşmediği için. Bir kişiye minnettarsan eğer sürdürülebilir ve güvenilir dostluklar kurup beni olduğum gibi kabul ettikleri için.
  1. Tüm eski anılarını kaybetmeyi mi, yoksa hiç yeni anı oluşturamamayı mı tercih ederdin?
Eski de olsa düşündüğümüzde bizi gülümsetiyor içimizi ısıtıyorsa, gözümüz nemleniyorsa insan olmanın tüm halleriyle hallenmişiz demektir. İşte bu yüzdendir ki içlerinde acı veren hatıralar da olsa eski anıları kaybetmeyi istemezdim.Yeni, başka anılar oluşmasa da yaşadığım kadarı bana yeterdi.Oldukları yerde kalmaları  tercihimdir.
  1. Önce sorgulamadan, gerçeği bilmen mümkün mü?
Hayır. Sorgulamasan da iyi bir gözlem ile elde ettiğin ip uçları ile belli bir gerçeğe hemen olmasa da ulaşırsın. Bazen o gerçek en beklemediğin zamanda kendini gösterir. Bazen de bu gerçeği keşke istemeseydim, bilmeseydim, öğrenmeseydim dersin.
  1. En büyük korkun gerçekleşti mi?
Hayır...umarım gerçekleştiğini de görmem, yaşamam.
  1. 5 yıl önce gerçekten çok üzüldüğün o zamanı hatırlıyor musun? Şu an hala önemli mi?
5 yıl değilse de daha öncelere ait üzüldüğüm anlar olmuştur ve hatırlarım.Evet, şu an hala önemli.Yaşamamış olmayı istediğim bir yaşanmışlıktı.
  1. Çocukluğundaki en mutlu anı hangisidir? Onu bu kadar özel kılan nedir?
En mutlu...” ! çok iddialı bir söz... Yok öyle bir an ya da belki de öylesine kısa idi ki hafızamda bir yer edinememiş.
  1. Yakın geçmişinde, ne zaman kendini en tutkulu ve canlı hissettin?
2011 sonları ve 2012 ilk ayı...
  1. Şimdi değilse, ne zaman?
Şimdi değilse belki de olmaması daha iyi olduğu ya da daha iyi bir olasılığın yaşanacağı yakın olduğu için şimdi değildir. Ne zaman ya da ne kadar yakın olduğu bizlerin bilgisi, tahmini dahilinde değil bana göre.
  1. Henüz elde edemediysen, kaybedecek neyin var?
Umutları ve hayalleri kaybetmek tahminlerden daha çok şeydir.Sayılamaz ama etkisi büyüktür.
  1. Hiçbirşey söylememene rağmen, ayrıldığında hayatının en güzel sohbetini yaptığını düşündüğün birisiyle hiç beraber oldun mu?
Bunun cevabı da bende saklı kalsın...
  1. Sevgiyi destekleyen dinler, neden bu kadar savaşa sebep oluyor?
Dinler tam olarak anlaşılamadığı, anlatılamadığı, anlaşılmasının engellendiği için. Kişisel hırslar gözleri kararttığı ve ilkel benlik üstün geldiği için.
  1. Hiç süphe olmadan neyin iyi ve ne neyin kötü olduğunu bilebilmek mümkün müdür?
Değildir. İyilik ve kötülük kavramları görecelidir. Şüphe koruyucudur, olmalıdır bir dereceye kadar ve belki ilk anlarda.
  1. 1 milyon dolar kazansan, işinden istifa eder miydin?
Hem de hemen... :)
  1. Yapılacak daha az işin olmasını mı, yoksa yapmaktan gerçekten keyif aldığın daha çok işin olmasını mı isterdin?
Daha çok, daha keyifli, daha mutlu, huzurlu ve dolu dolu..
  1. Bugünü daha önce yüzlerce kez yaşamış gibi hissediyor musun?
Hayır ama dejavu hissine kapıldığım yerler ve olaylar, kişiler olmuştur.
  1. En son ne zaman sadece kuvvetle inandığın bir fikrin yumuşak ışıltısıyla karanlığa daldın?
6 ay önce...  dalış o dalış.... Aydınlanmış karanlık bazen loşluğa bıraksa da yerini...  Gözlerimi kapattığımda yeniden karanlıklar içinde bulsam da kendimi el yordamıyla da ilerlemeyi isteyeceğim bir yol bu.
  1. Yarın tanıdığın herkesin öleceğini bilseydin, bugün kimi ziyaret ederdin?
Belki yine böyle bir bilgiye ulaşan biri beni görmeye gelirdi. Direk yüzünü görmesem de son kez sesini duymayı istediğim kişiler var tabi ki.
  1. İnanılmaz derecede çekici ya da ünlü olmak için yaşam beklentini 10 yıl kısaltmaya razı olur muydun?
Hayır, ben her zaman ben olarak kalmak isterim. Kendimi seviyorum.
  1. Hayatta olmak ile gerçekten yaşamanın arasındaki fark nedir?
Hayatta olup her şeyi de olup sağlığı eksik, yaşamdan yediğinden içtiğinden keyif alamayanlar, bir yoğun bakım odasında bipleyen aletlere bağlı olmak da yaşamak, hayatta olmaktır.Dolu dolu yaşamak sevmekle başlar. Yarınları umutla sevgiyle, sabırsızlıkla beklediğinizde hatta bazen heyecandan uykularınız kaçtığında yaşamın keyfişne varmış olursunuz. Yeni doğmuş bir bebeğin ince narin tenine dokunup akıp giden ve gelecek vaad eden hayatın farkına varırsınız birden. Bir telefon beklersiniz sabırsızca ve duydugunuz sesle tazelenirsiniz, işte yaşamak budur.
  1. Risk ve ödülleri hesaplamayı bırakıp, direkt gibidip doğru bildiğini yapmanın zamanı ne zamandır?
Artık kaybedecek neyim kaldı, ne kadar zamanım kaldı diye sormaya başladığınızda bunun zamanı gelmiştir.
  1. Madem hatalarımızdan ders alıyoruz, öyleyse neden hata yapmaktan korkuyoruz, çekiniyoruz?
Hatalardan ders almak hayal kırıklığına uğramışız demektir. Mutlu eden bir olay veya sonuç değildir.İşte bu yüzden hata yapmaktan korkuyoruz.
  1. Kimsenin seni yargılamayacağını bilseydin neyi farklı yapardın?
Tek başına beni yargılamamak değil, yanımdaki kişiyi de yargılamamaları gerekir ki, ve o kişi de böyle hissetmeli ki haydi ver elini bu dünyanın anasını satalım diyebilelim.
  1. Kendi nefes alış veriş sesinin farkına en son ne zaman vardın?
Her yattığımda kendi nefesimi gecenin derin sessizliği ve karanlığı içinde fark ederim ancak dün son balkona çıkıp kuş cıvıltılarını, bir süre sonra da hava bulutlandığında yağmur kuşlarının yoğunlaşan seslerini, yakınlardan gelen bir horozun sesini, kedilerin miyavlamalarını yani tabiatın bana seslenmesini işittim. Güzeldi, çok güzeldi.
  1. Neyi seversin? Yakın zamandaki hareketlerinden herhangi birisi açıkça bu sevgiyi ifade etti mi? Bu soruyu bir şarkı sözü ile cevaplayacağım.
Seni sevmek sevmelerden birisi
Ben seni de gülleri de severim
Belki farklı olur gönül ağrısı
Ben seni de kuşları da severim
Seni sevmek sevmelerden bir bütün
İnsan sevmek, doğa sevmek, yar sevmek
Belki acılardır çoğu gördüğüm
Ben çoğalan sevgileri severim
Belki farklı olur gönül ağrısı
Ben seni de kuşları da severim

  1. Dün ne yaptığını bugünden 5 yıl sonra hatırlayacak mısın? Peki ya ondan önceki gün, ya da ondan önceki?
Büyük ihtimalle çok önemli bir yer işgal etmeyeceği için hafızada hatırlanmayacaktır. Gün biter gülüşün kalır bende... bir şarkının dediği gibi...
  1. Şu an bazı kararlar veriliyor. Soru şu: Bu kararları kendin için mi veriyorsun yoksa başkalarının senin için karar vermesine izin mi veriyorsun?
Başkalarının benim yerime karar vermesine hiç izin vermedim, bundan sonra da vermem ancak vermem gereken kararlarda hayatımdaki başka insanların duyguları, onları üzmek istememek gibi etkenler etkili olmuştur. Yine de mantığıma uygun düşen son kararlar hep bana aittir.

Nasıl? Hayatın anlamını çözmeye daha da yaklaştınız mı? Yoksa hayatın anlamı sorusunun cevabını da buldunuz mu?.

En azından bu sorular sizin kendinizi sorgulamanıza, yarın birşeyi farklı, sizin için daha olumlu yapmaya yol açtı mı? Umarım öyle olmuştur…


Son sözüm: Hayatın anlamı sizin anladıklarınız ,kabul ettikleriniz kadardır


Müşerref ÖZDAŞ